Blog Title

AİMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak, Bloomberg HT’de yayınlanan Fokus programında Pelin Yantur’un sorularını yanıtladı. Kaçak, ağaç işleme makineleri sektörünün 2026 yılına yönelik beklentilerini, güncel durumunu ve ihracat hedeflerine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Ağaç işleme makineleri sektörünün mevcut durumu, küresel rekabet koşulları ve finansman ortamındaki gelişmeler, sektörün gelecek projeksiyonlarını doğrudan şekillendiriyor. AİMSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Arif Onur Kaçak da Bloomberg HT canlı yayınında yaptığı açıklamalarda, sektörün yapısal gündemini, ihracat pazarlarındaki son tabloyu ve 2026 yılına ilişkin büyüme beklentilerini kapsamlı şekilde ele aldı.

Sektördeki yerlilik oranı, ithalata bağımlılık ve karlılık üzerindeki baskılara dikkat çeken Arif Onur Kaçak şunları söyledi; “Makine sektöründe yerlilik oranına baktığımızda, üretimin yaklaşık yüzde 50’sinin yerli, yüzde 50’sinin ise yurt dışından tedarik edilen ürünlerin birleşiminden oluştuğunu görüyoruz. Dolayısıyla dışa bağımlı olduğumuz kalemlerde yaşanan artışlar doğal olarak maliyetleri ve rakamları doğrudan etkiliyor. Mevcut durumda, özellikle Çin’in yarattığı baskıyla birlikte bazı alanlarda rekabet avantajımızı kaybettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Bu nedenle satış yapabilmek hem ihracatta hem de yurt içi pazarda varlığımızı sürdürebilmek adına kar marjlarını daha düşük tutma eğilimi söz konusu. Yani şu anda sektör olarak, bir yandan mecburiyetten, bir yandan da arz–talep dengesinden dolayı daha dar marjlarla çalıştığımız bir süreç yaşıyoruz.”

“Suriye’ye ihracat 50 bin dolardan 7 milyon dolara yükseldi”

Türk ağaç işleme makine sektörünün en önemli ihracat pazarlarına değinen Arif Onur Kaçak şunları söyledi; “İhracat pazarlarımızın başında Rusya geliyor. İkinci sırada ise dikkat çekici biçimde Suriye var. Geçen yıl Suriye’ye yaklaşık 50 bin dolarlık ihracatımız bulunuyordu. Son dönemde ülkede oluşan yeni yönetim ve yeniden yapılanma süreciyle birlikte bu rakam 7 milyon dolara çıktı. Artış oranı oldukça yüksek. Makine sektörü genelinden yaklaşık yüzde 1 pay alıyoruz. Kendi ölçeğimiz içinde değerlendirdiğimizde ise dış ticaret fazlası veren bir sektörüz. Genel ihracat pazarlarımız Batı Avrupa, Orta Doğu ve Arap ülkeleri. Bununla birlikte Amerika da ilk 10 pazar arasında bulunuyor. Bu ülkeler genellikle yer değiştirseler de liste büyük ölçüde sabit kalıyor. Rusya pazarında ise bir kayıp söz konusu. Rusya’ya ihracatımız bir dönem oldukça yüksekti. Ancak 2024’te başlayıp 2025’te de devam eden bir daralma yaşandı. Bunun temel nedeni savaş ve buna bağlı yaptırımlar. Para transferlerinin zorlaşması ve firmaların ambargo listelerine takılmamak için daha temkinli davranması ticareti yavaşlattı. Oysa Rusya, bizim için 1 milyar doların üzerinde potansiyele sahip bir pazardı. Bu boşluğu ise büyük ölçüde Çin doldurdu ve söz konusu pazarda pay skaybı yaşadık.”

“Çin ile doğrudan rekabet etmenin giderek daha zor hale geldiğini düşünüyorum”

Çin ile ilişkilerde rekabetten çok iş birliği yaklaşımının öne çıktığını ifade eden Kaçak sözlerini şöyle tamamladı; “Avrupa’dan ithal edilen pek çok komponent artık Uzak Doğu’dan, özellikle Çin’den temin edilmeye başlandı. Öte yandan birçok sektörde olduğu gibi, bizim sektörde de Çin menşeli makine, otomasyon ve hidrolik-pnömatik ürünlere yönelik ilave gümrük vergileri söz konusu. Bu çerçevede Türkiye ile Çin arasında daha dengeli bir ticari ortaklık modelinin konuşulması gerektiği değerlendiriliyor. Kişisel görüş olarak da Çin’le doğrudan rekabet etmenin giderek daha zor hale geldiğini düşünüyorum. Üretim gücü ciddi şekilde yükseldi. Devlet destekleri, kur avantajı, yatırım teşvikleri ve uzun vadeli uygun finansman imkanları gibi unsurlar da bu süreci destekledi. Zaman içinde firmalar güçlendikçe bazı destekler geri çekilmeye başlandı ancak bu süreç Çin’in sanayi altyapısını önemli ölçüde güçlendirdi.”